Sepetinizde toplam 0
ürün bulunmaktadır.

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı

J. K. Rowling

Yapı Kredi Yayınları

Sepete Ekle

Sirius Black adinda azili bir katil, tüyler ürpetici Azkaban kalesinde tam on iki yil boyunca tutsak kalmistir. Tek lanetle on üç kisiyi birden öldüren Blackin, Karanlik Lord Voldemortun hizmetkari olduguna kesin gözüyle bakilmaktadir. Bir yolunu bulup Azkabandan kaçan Blackin pesinde oldugu bir tek kisi vardir: Harry Potter. Harry, büyücülük okulunun sihirli duvarlari arasindayken, arkadaslari ve ögretmenleriyle birlikteyken bile güvende degildir. çünkü aralarinda bir hain olabilir.

Okuldaki üçüncü yilinda Harryyi, yeni bir Karanlik Sanatlara Karsi Savunma ögretmeni, ilk kez alacagi Kehanet dersi, heyecanli Quidditch maçlari ve büyücülük köyü Hogsmeade bekliyor. Ama Harrynin öncelikle Sirius Blackin elinden kurtulmasi gerek. Harry Potter ve Azkaban Tutsagi, beklenmedik gelismelerle her sayfasinda okuru biraz daha sasirtan, biraz daha heyecanlandiran bir kitap.
TADIMLIK
Hizir Otobüs
Harry birkaç sokak uzaklastiktan sonra Magnolia Crescent'ta alçak bir duvarin dibine yigildi. Sandigini çekerken harcadigi çabadan dolayi soluk soluga kalmisti. Orada öyle, sessizce oturdu. Kani hâlâ beynindeydi, kalbinin deli gibi çarpisini dinliyordu.
Ama karanlik sokakta on dakika kadar tek basina durduktan sonra, içinde yeni bir duygu kabardi: panik. Hangi açidan bakarsa baksin, daha önce kendini hiç böylesine kötü bir açmazda bulmamisti. Tek basina karanlik Muggle dünyasinda mahsur kalmisti ve gidecek hiçbir yeri yoktu. Daha da beteri, az önce okkali bir büyü yapmisti, bu da kesinlikle Hogwarts'tan atilacagi anlamina geliyordu. Genç Yasta Büyücülügün Kisitlanmasi Kararnamesi'ni öyle bir ihlal etmisti ki, simdi o burada otururken Sihir Bakanligi temsilcilerinin üzerine çullanmamasina sasiyordu.
Harry ürperdi ve Magnolia Crescent'i gözleriyle taradi. Ona ne olacakti simdi? Tutuklanacak miydi, yoksa büyücülük dünyasindan bütün bütüne dislanacak miydi? Ron'la Hermione'yi düsündügünde içi adamakilli burkuldu. Suçlu olsa da olmasa da Ron'la Hermione'nin ona böyle bir durumda yardim etmek isteyeceklerinden emindi. Ama ikisi de yurtdisindaydi ve Hedwig olmadigindan onlarla irtibat kurmak mümkün degildi.
Yaninda Muggle parasi da yoktu. Sandiginin dibindeki para kesesinde biraz büyücü altini vardi, ama annesinin ve babasinin ona biraktigi servetin geri kalani Londra'daki Gringotts Büyücüler Bankasi'nda bir kasadaydi. Sandigini çeke çeke ta Londra'ya götürmesine imkân yoktu. Tabii eger...
Hâlâ elinde tuttugu asasina bakti. Eger zaten okuldan atilmissa (simdi kalbi aci verecek kadar hizla çarpiyordu), biraz daha büyü yapmasinin bir zarari olmazdi herhalde. Baba yadigâri Görünmezlik Pelerini yanindaydi – sandiga büyü yapip tüy gibi hafiflestirse, süpürgesine baglasa ve üzerine Pelerin'i geçirip Londra'ya uçsa ne olurdu sanki? O zaman kasasindan parasinin geri kalanini alabilir ve... dislanmis biri olarak hayatina baslayabilirdi. Korkunç bir tablo, ama bu duvarin dibinde de sonsuza kadar oturamazdi ya. Yoksa Muggle polisine gecenin yarisinda bir sandik dolusu büyü kitabi ve bir süpürgeyle disarida ne isi oldugunu açiklamak zorunda kalabilirdi.
Harry yine sandiginin içindekileri karistirip Görünmezlik Pelerini'ni aramaya koyuldu – ama daha Pelerin'i bulamadan, aniden dogruldu ve bir kez daha etrafina bakindi.
Ensesindeki tuhaf bir ürperti Harry'de gözetlendigi duygusunu uyandirmisti. Ne var ki, sokak bombostu ve büyük, kare biçimindeki evlerin hiçbirinde isik yanmiyordu.
Yeniden sandigina egildi, ama neredeyse egilir egilmez, eli asasinda, tekrar ayaga dikildi. Bir sey duymaktan çok, bir sey hissetmisti: Birisi ya da bir sey arkasindaki çitle garaj arasindaki dar boslukta duruyordu. Harry gözlerini kisarak karanlik sokaga bakti. O sey bir hareket etse, sokak kedisi mi yoksa baska bir sey mi, anlayacakti.
Harry, 'Lumos,' diye fisildadi ve asasinin ucunda gözlerini kamastiran bir isik belirdi. Asayi basinin üstüne kaldirinca iki numaranin çakilli çimentodan duvari birden aydinlandi. Garaj kapisi parlaklasti ve Harry tam ikisinin ortasinda çok büyük bir seyin heybetli siluetini apaçik gördü. Kocaman, isil isil gözleri vardi.
Harry irkilip geriledi. Ayaklari sandiga çarpti, tökezledi. Düsüsünü kesmek için kolunu savururken asasi elinden firladi ve Harry olanca agirligiyla suyoluna yigildi.
Sagir edici bir GÜM sesi duyuldu ve Harry ansizin ortaya çikan kör edici isiktan korunmak için ellerini kaldirip gözlerine siper etti...
Bir çiglik atarak arkasindaki kaldirima dogru yuvarlandi. Tam zamaninda. Bir saniye sonra devasa bir çift tekerlek ve far, kulak tirmalayan bir frenle Harry'nin az önce yattigi yerde durdu. Harry basini kaldirdiginda tekerlek ve farlarin üç katli, iflah olmaz derecede mor bir otobüse ait oldugunu gördü. Otobüs adeta orada bitivermisti. Ön caminda altin harflerle Hizir Otobüs yaziyordu.
Harry bir an için düsüsten dolayi sersemledim mi acaba diye merak etti. Derken otobüsten mor üniformali bir biletçi çikti ve yüksek sesle gecenin karanligina dogru konusmaya basladi.
'Mahsur kalmis cadilarin ve büyücülerin acil durum tasiti Hizir Otobüs'e hos geldiniz. Asanizi tuttugunuz elinizi uzatin, otobüse atlayin, sizi istediginiz yere götürelim. Benim adim Stan Shunpike, biletçiniz –'
Biletçi lafini yarida birakti. Hâlâ yerde oturmakta olan Harry'yi yeni görmüstü. Harry asasini tekrar eline alip zar zor ayaga kalkti. Yakindan bakinca Stan Shunpike'in kendinden yalnizca birkaç yas büyük oldugunu gördü; en fazla on sekizinde ya da on dokuzundaydi. ‹ri, kepçe kulaklari ve epeyce sivilcesi vardi.
'Yerde naapiyodun ööle?' dedi Stan, profesyonel tavrini bir kenara birakarak.
'Düstüm,' dedi Harry.
Kis kis gülüp, 'Ne diye düstün ki?' dedi Stan.
'Bilerek düsmedim,' dedi Harry, bozularak. Kotunun bir dizi yirtilmisti ve düsüsünü kesmek için kullandigi eli kaniyordu. Birden niye düstügünü hatirladi ve dönüp garajla çit arasindaki dar yola bakti. Hizir Otobüs'ün farlariyla apaydinlik olan yol bostu.

'Nereye bakiyosun?' dedi Stan.
'Büyük, siyah bir sey vardi,' dedi Harry, kendinden pek emin olmadan boslugu isaret ederek. 'Köpek gibi bir sey... ama dev gibi...'
Dönüp Stan'e bakti. Stan'in agzi hafifçe açikti. Harry tedirginlik içinde, Stan'in gözlerinin alnindaki yara izine kaydigini gördü.
'O basindaki de ne ööle?' dedi birden Stan.
'Hiç,' dedi Harry hemen, yara izini saçiyla örterek. Sihir Bakanligi onu ariyorsa, islerini kolaylastirmak istemiyordu.
'Adin ne?' diye üsteledi Stan.
'Neville Longbottom,' dedi Harry, aklina gelen ilk ismi söyleyerek. 'Ee – bu otobüs,' diye devam etti hiç beklemeden, Stan'in dikkatini baska yere çekmeyi umarak, 'her yere gider mi demistin?'
'Tabii,' dedi Stan gururla, 'nereye istersen. Karada olsun da. Suda bes para etmez. – Baksana,' dedi yine süpheci bir ifadeyle, 'bize sinyal gönderdin, di mi? Asani kaldirip, di mi?'
'Evet,' dedi Harry hemen. 'Baksana, Londra'ya gitmek ne kadar tutar?'
'On bir Sickle,' dedi Stan, 'ama on üçe sicak çikolata da veriyoruz, on beseyse bi sise sicak suyla istediin renk dis firçasi aliyosun.'
Harry bir kez daha sandigini karistirip para kesesini çikardi ve Stan'in eline bir miktar gümüs birakti. Sonra Stan'le birlikte Harry'nin sandigini ve onun üstünde dengede duran Hedwig'in kafesini kaldirip otobüsün basamaklarindan çikardilar.
‹çeride koltuk yoktu; onun yerine, perdeli pencerelerin yaninda yarim düzine kadar pirinç somya duruyordu. Bütün yataklarin yanindaki mesnetlerde yanan mumlar, ahsap kapli duvarlari aydinlatiyordu. Otobüsün arkasinda, gece takkesi giymis bir büyücü, 'Sag ol, ama simdi olmaz, sülük tursusu kuruyorum,' dedi ve uykusunda döndü.
'Sen suraya geç,' diye fisildadi Stan. Harry'nin sandigini, direksiyonun önünde rahat bir koltukta oturan soförün tam arkasindaki yatagin altina tikti. 'Bu soförümüz, Ernie Prang. Ern, bu Neville Longbottom.'
Çok kalin camli bir gözlük takmis yasli bir büyücü olan Ernie Prang, Harry'yi basiyla selamladi. Harry yine tedirgin tedirgin perçemini düzeltip yataginin üstüne oturdu.
Stan, Ernie'nin yanindaki koltuga oturup, 'Hadi gazla, Ern,' dedi.
Yine muazzam bir GÜM sesi çikti ve Harry kendini yataga yapismis buldu, Hizir Otobüs'ün hiziyla arkaya dogru firlamisti. Dogrularak karanlik pencereden disari bakti ve simdi bambaska bir caddede gittiklerini gördü. Stan, Harry'nin yüzündeki afallamis ifadeyi büyük bir keyifle izliyordu.
'Sen bize sinyal göndermeden önce burdaydik iste,' dedi. 'Nerdeyiz, Ern? Galler'de bi yerde mi?'
'Haa,' dedi Ernie.
'Nasil oluyor da Muggle'lar otobüsü duymuyor?' dedi Harry.
'Onlar mi?!' dedi Stan küçümseyen bir tavirla. 'Onlar dooru dürüs dinlemezler, di mi? Dooru dürüs bakmazlar da ayrica. Hiçbisiyin farkina varmaz onlar.'
'Gidip Madam Marsh'i uyandirsan iyi olur, Stan,' dedi Ern. 'Bir dakika içinde Abergavenny'de olacagiz.'
Stan, Harry'nin yatagini geçip dar bir tahta merdivenden yukari çikarak gözden kayboldu. Harry hâlâ pencereden disari bakiyor, kendini anbean daha da tedirgin hissediyordu. Ernie direksiyon kullanma konusunda ustalasmisa benzemiyordu. Hizir Otobüs kaldirima çikip duruyor, ama hiçbir seye çarpmiyordu; o gelirken sira sira sokak lambasi, posta kutusu ve çöp bidonu çil yavrusu gibi dagiliyor, o geçtikten sonra yine yerlerine dönüyorlardi.
Stan arkasinda seyahat pelerinli, hafiften yesil bir cadiyla döndü.
'‹ste geldik, Madam Marsh,' dedi neseyle. Ern frene asildi ve yataklar otobüsün içinde yarim metre kadar öne kaydi. Madam Marsh agzina bir mendil tikistirarak basamaklardan düse kalka indi. Stan arkasindan onun çantasini atti ve kapilari çarparak kapadi; yine GÜM diye bir ses çikti ve dar bir tasra yolunda yildirim gibi gitmeye basladilar. Agaçlar hoplayarak yollarindan çekiliyordu.
Harry sürekli GÜM'leyen ve yüz millik siçramalar yapan bir otobüste olmasa da uyuyamazdi. Basina neler gelecegini ve Dursley'lerin Marge Hala'yi tavandan indirmeyi becerip beceremediklerini düsünmekten kendini alikoyamiyor, midesi bulaniyordu.
Stan bir Gelecek Postasi çikarmis, dili dislerinin arasinda, onu okuyordu. Uzun, çitilesmis saçli, çökük yüzlü bir adamin fotografi Harry'ye birinci sayfadan yavasça göz kirpti. Adam Harry'ye tuhaf bir biçimde tanidik geliyordu.
'O adam!' dedi Harry, dertlerini bir an için unutarak. 'Muggle haberlerine çikmisti!'
Stanley birinci sayfaya göz atip kikirdadi.
'Sirius Black,' dedi, basini evet anlaminda sallayarak. 'Tabii Muggle haberlerine çikar, Neville. Hiçbisiden haberin yok galba senin...'
Harry'nin bos bos baktigini görünce üstünlük taslar bir tavirla güldü, birinci sayfayi çikarip Harry'ye uzatti.
'Daha çok gaste okuman lazim, Neville.'
Harry gazeteyi mum isigina dogru kaldirip okumaya basladi.

(Tanıtım bülteninden)

Kullanıcı yorumları

  • Bu kitap için henüz yorum yapılmamıştır.
Yorum yapın
Arkadaşınıza tavsiye edin
Hata bildirim

Bu sayfayla ilgili bize iletmek istediğiniz görüşlerinizi aşağıdaki formdan gönderebilirsiniz.

Kitap bilgilerinde hata var
Sayfada teknik hata var
Kitap fiyatı çok yüksek
Kitap resimi hatalı
Diğer *