Sepetinizde toplam 0
ürün bulunmaktadır.

Masallar Hikâyeler 2 Çeviri Hikâyeler

Masallar Hikâyeler 2 Çeviri Hikâyeler

Nazım Hikmet

Yapı Kredi Yayınları

Sepete Ekle

Nazım Hikmetin bütün şiirleri için Memet Fuatla da sıkı bir işbirliği yapan Yapı Kredi Yayınları, kaynak metinleri esas alarak ve önceki basımları gözden geçirerek yaptığı çalışmayı bitirdi. 3 ciltlik Masallar, Hikayeler serisinin de yayımlanmasıyla Nazım Hikmet Külliyatı tamamlanmış oldu. Hikaye ve masalları, Nazım Hikmetin az bilinen bir yazarlık yönünü ortaya koyuyor. Şiirin büyük ustası, bazı masallarda çocuk dünyasının o sınır tanımaz hayal gücünü ayaklandırırken, bazı masallarında gelenekselden çağdaş bir yorum çıkarıyor. İster çocukları, ister büyükleri hedeflesin zengin bir anlatı kendini hissettiriyor bu son seride.
TADIMLIK

Bir Hoş Adam - Mihael Zoşçenko

Dünyada en büyük kuvvet para kuvvetidir, derler. Laf. Saçma.
Bu ölümlü dünyada, paradan daha kuvvetli neler var da, iki gözüm neler var.
Durun size bir hikâye anlatayım. Bakalım, bana hak verir misiniz, vermez misiniz?
Bizim dairede, Reşat Enis isimli bir memur peyda oluverdi günün birinde. Dehşetli bir adamdı bu.
Az zaman içinde kat-ı merâhil ederek sivriliverdi. Mümeyyiz Beyle araları bal gibiydi. Hatta bir gün daireden kol kola çıkıp birinci mevki tramvaya beraber binmişlerdi.
Dairede, efendiler bu terakki ve tefeyyüzün esbabını araştırmaya başladılar. Onlar düşünüp taşınırken, Reşat Enis Bey dostumuz kat-ı merâhile devam ediyordu. Yaz geçti kış geldi, kış geçti yaz geldi. Allah, Reşat Enis Bey dostumuza, Yürü ya kulum, demişti ve Allahın sevgili kulu yürüyordu.
Müdür Beyin kulağına kadar lakırdı eriştirdik : Bu demokrasi devrinde böyle süratli yükselmelerin kıyl ü kâli mucip olduğunu ima ettirdik. Müdür Bey meseleyi tetkik edeceğini vaat buyurdu. Fakat aylar geçti mesele tetkik edilmedi. Bu sefer Müsteşar Beyin, bizim kalemdeki süt teyzesinin oğluna ziyafet çektik. Adamcağız tavassut etti, teyzesine söyledi, teyzesi Müsteşar Beyin haremine işi açtı. Reşat Enis meselesinin yakında halledileceği müjdesini aldık. Fakat aylar geçti, Allahın sevgili kulu kat-ı merâhil edip mümeyyizliğe doğru yükselmekteydi.
İşin içinde mutlaka bir iş vardı. Muhalif gazetelerden birinin başmuharririyle bizim mukayyidin mektep arkadaşlıkları varmış. Mukayyit sermuharrire meseleyi açmış o da : Siz durun hele; ben bir makale yazayım, görün meseleyi nasıl hallederim, demiş. Fakat ne makale yazıldı, ne de Reşat Enis Bey dostumuz mümeyyizliğe doğru yükselmekten fariğ oldu.
Demokrasi devrindeki bu gayri tabii sivrilmenin esbabını araştırmayı, ve bu meselenin önüne geçmeyi, arkadaşlarıma karşı ben taahhüt ettim. Artık Reşat Enisin peşinden ayrılmıyordum.
Bir gün, dairenin tatili esnasında, müdürün kapısı önünden geçiyordum, kulağıma şöyle sesler geldi :
Reşat Enisin sesi : -- Beyefendi müsaade ediniz paltonuzu bendeniz tutayım.
Müdürün sesi : -- Aman Enis Bey oğlum, zahmet etme, rica ederim.
Reşat Enisin sesi : -- Aman efendim, ne zahmeti... Bu bendenizin borcu, vazifesidir. Büyüklere hizmet etmesini bilmeyenler, Cumhuriyet devrinde adeta mürteci sayılırlar. Hem efendim, zat-ı âliniz bendenizin pederi makamındasınız.
Müdürün sesi : -- Teşekkür ederim, Enis Bey oğlum. Beni ne kadar sevdiğini bilirim.
Bu muhaverinin üstünden üç gün geçti. Sirkeci lokantalarından birinde akşam yemeği yiyordum. İki masa ötede, şu muhalif gazetenin sermuharririyle Reşat Enis Bey dostumuz rakı içiyorlardı. Sermuharrir dedi ki :
-- Nasıl, Reşat Bey, benim bugünkü makaleyi okudun mu?
Reşat Enis cevap verdi :
-- Aman efendim, okumaz olur muyum hiç? Zaten bu memlekete iki muharrir geldi : biri merhum Muallim Naci, biri zat-ı âliniz.
Artık işin içyüzünü anlar gibi olmuştum. Yarım saat sonra sermuharrir, Reşat Enisle adeta kucaklaşarak veda edip ayrıldı. Ben derhal Enisin masasına damladım :
-- Olur dalkavuk değilsin, hiç bu Cumhuriyet devrinde böyle haller yakışık alır mı? dedim.
Enis güldü :
-- Bırak bu ukalalıkları Allahını seversen, dedi. Çek şurdan bir tek. Yemek üstüne filan aldırma, senin miden demir gibidir bilirim. Çoluk çocuk ne âlemde? Geçen gün senin oğlan daireye gelmişti. Topuz gibi maşallah, gürbüz çocuklara bayılırım. Evlat yetiştirince böylesini yetiştirmeli. Kaç yaşında?
-- Beş. Ama daha fazla görünüyor değil mi?
-- Tabii. Hem de ne akıllı şey. Ne dersen de, çocuk kısmı babasına çekiyor vesselam.
Reşat Enis Bey dostumuz terakki ve tefeyyüzde devam edip duruyor. Mümeyyiz oldu, müdürlüğü de yakındır. Herif dalkavuk, mürai falan filan ama, hoş adam, cana yakın adam, sevimli adam, doğrusu.

[Türkçeye iktibas ve Türkiyeye tatbik eden :
Ben / Yeni Gün gazetesi, 1.2.1931]

Kat-ı merâhil : aşamaları geçme, yol alma; Tefeyyüz : ilerleme, bollaşma; Esbab : sebepler; Kıyl ü kâl : dedikodu; Mucip olmak : gerektirmek, yol almak; Tavassut etmek : aracılık etmek, araya girmek; Mukayyit : kayıtçı, memur; Fariğ olmak : vazgeçmek; Taahhüt : yüklenme, üstlenme; Zat-ı âli : yüksek, saygıdeğer kimse; Sermuharrir : başyazar.

(Tanıtım bülteninden)

Kullanıcı yorumları

  • Bu kitap için henüz yorum yapılmamıştır.
Yorum yapın
Arkadaşınıza tavsiye edin
Hata bildirim

Bu sayfayla ilgili bize iletmek istediğiniz görüşlerinizi aşağıdaki formdan gönderebilirsiniz.

Kitap bilgilerinde hata var
Sayfada teknik hata var
Kitap fiyatı çok yüksek
Kitap resimi hatalı
Diğer *