Birden sorularım aptalca geldi, sorduğuma pişman oldum ve anlatmaya karar verdim. Tam o sırada kuşandığı renkli çulun cep gibi duran kıvrımına sıkıştırdığı yetmişlik arak şişesini gördüm. Etiketinde markası yazıyordu: El Hayat. Ucuz bir markaydı.

Esas hayatın başlıca marifeti, bütün soruların cevaplarından çok, bütün cevapların sorularını beleş dağıtmasıydı. Lakin herkes cevapların peşine düştüğü için sorulara iltifat eden pek kalmamıştı. Gölge bedene, suret aslına, yankı söze, söz bağlamına ihanet edip gitmişti. Zaman bu zamandı. ABD, Suriyeyi tehdit ediyordu. Bölge huzursuzdu, biz endişeliydik.

Asi nehri kıyısında büyük, ama gerçekten çok büyük su dolapları var: naûreler. Bunlar ahşaptan yapılmış ve öyle inşa edilmiş ki, her parçası bir diğerine yaslanarak mükemmel bir çark çıkarmışlar ortaya. Bu çarkı döndüren suların sesi, akıp giden zamanın yankısını andırıyor. Şairin mısrasındaki naûre ise bir dilberi.. Suriyedeki farklı kültürlerin arasında, ilginç coğrafyalarda, kadim kentlerde, tarihin öncesinde ve sonrasında yaptığım yolculukların hikâyesini, yaşadığım masalları anlatırken o ilk cümlenin peşindeyim. Yalın bir cümle. Kısaca, El Hayat gibi bir şey.

Kategori Anı-Günlük-Mektup
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Tarihi: Temmuz 2006
Basım Yeri: İstanbul
Baskı Sayısı 1
Ebat:
Dil: Türkçe
Kağıt Türü: 3. Hamur
Sayfa Sayısı: 256
ISBN: 9944-916-30-7
Özcan Yurdalan

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.